"Toplumsalın sonu olarak görülen günümüzde, ne tür bir özne olunması gerektiği de sistemler tarafından çoktan saptanmış durumda.
Kapitalizmin üretime yönelik mal ideolojisinin, üretimden öncelikle anladığı şey: "Tüketim öznesi üretimidir. Bu tüketim öznesi toplumsal şizofrenin bir parçası olmamak için kitle kültürünün, aynılığının bir parçası olmayı tercih edebiliyor ve tercihte bize özgürlükmüş gibi pazarlanabiliyor."
"Günümüzde kör olmak emrediliyor".
Yaşadığımız görsel karmaşa, bilincin yada bilinç altının süzgecinden geçen her imge, mevcut imaj bombardımanıyla bir tür manipülasyonu önceliyor. Böylelikle her geçen gün biraz daha görsel olanın tahakkümü altına giriyoruz.
İktidarların evlerimizdeki gözü,T.V ne yapmamız, nasıl davranmamız, nerede ağlayıp, nerede gülmemiz gerektiğini, nerede hiç bir şey yapmayacağımızı öğütlüyor. "
Bizler epik oranlara varmış bir ruhsal saldırının eşiğindeyiz"
Yanılsamalı gerçeklik, ben artık bir başkasıdır, sözü, bu noktada başka bir durumu açılıyor.
Çünkü bir deli, toplumu dinlememiş olduğu ve dayanılmaz gerçekler söylemesini engellemek istemiş olduğu bir insandır da. Böylece, daha yumurtası kabuğunda bir savaş, bir devrim, bir toplumsal kargaşa durumunda, birlik olmuş bilinç sorgulanır ve kendini sorgular, yargısını da duyurur.
Her çılgın insanda anlaşılmamış bir dahi vardır, kafasında parlayan fikrin herkesi korkuttuğu, ve hayatın kendisine hazırlamış olduğu boğazlamalara bir çıkışı ancak sayıklamalarda bulabilmiştir. birlikte görsel kültürün, ağırlıklı olarak cinsellik ve şiddet temalarıyla yoğunlaşması ekran karşısındaki insanı giderek etkisiz hale getirmiş ve sanal bir gerçeklik ile ilişki kurmasına neden olmuştur.
Ekranın hakimiyeti altındaki insan, büyülenmişçesine izlediği görüntü bombardımanı karşısında kendisi olmaktan çıkarak imaj dünyasının bir kuklası haline geldiğini görürüz. Ekranın güdümünde sanal bir gerçekliği yaşamaya başlayan insanın yaşadığı gerçeklik, imaj dünyasının imgesel ve yanılsamalı gerçekliğine dönüşür. Kendi gerçekliğiyle bu, yanılsamalı gerçe "Kendi kendine, ve bedenini hesaba katarak, düşünmek isteyen kaçınılmaz olarak kurulmuş dile çarpacaktı ve o dil ile düşünmenin ne kadar olanaksız olduğunu acı çekerek sınayacaktır. Çünkü bir dilin biçimleriyle ve içerikleriyle alırsanız, düşünürseniz, o zaman öbür düşünceleri tekrarlamaktan ve herkes gibi düşünmekten başka olasılığınız kalmıyor




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder